Umudu tüketen; dün de vardı!

Zaman, zaman hepimizin yaşadığı ve çıkmazlar karşısın da takındığımız davranışlar vardır. Niyetimizle şartlar uyuşmaz. Bu tür durumlar da kendimize yeni vaziyet planı çıkartırız. Kendimizi psikolojik rahatlatır, kendi dışımızda ki faktörlerin biçimlenişe uyum sağlarız. Bu davranış biçimi yanlış mı? Karşılaşılan durumu sağlıklı analiz eder ve sonucunda niyetimize hizmet edecek dengeler yaratırsak doğru davranıştır. Sonuç niyetimize hizmet etmiyor, niyetimizi yok sayıyorsa yanlıştır. Ülkemizin son on yılı hakkında yapılan değerlendirme olumlu değildir. Aydınlarımız bu süreci 1915-1920 dönemine benzetmekteler. Ekonomi de ki darboğaz, üretimin daralması, önemli kurumların ve işletmelerin yabacı sermayenin eline geçmesi, Anadolu da ayrışma anlayışının ciddi biçim de yayılması, kişilerin zaafları ve siyasetin özgür iradesini uluslar arası güçlere, o güçlerin işbirlikçilerine teslim etmesi; bu değerlendirmeyi yapanları haklı kılmaktadır. Her etkinin bir de tepkisi olacaktır. İşte niyetler bu noktada öne çıkar. Kişileri de ve kurumsal kimlikleri de; öne çıkan niyetler yönlendirir.
Mustafa Kemal, Sakarya meydan savaşından önce düşman cephesini daraltmak için dışişleri bakanı konumunda ki zatı bir komiteyle İngiltere'ye gönderir. Şahıs komite üyelerini dışlayarak, İngilizlerle öyle bir anlaşma yapar ki; yapılan anlaşma Serv anlaşmasından daha berbat bir anlaşma. Dışişleri bakanının niyeti bu anlaşmaya uygun. Uygun olmayan ise Kurtuluş savaşını yöneten Mustafa Kemal ile Ankara'da ki kuvvayi milliye ruhu ile donanmış TBMM niyetidir. Dışişleri bakanı mandacı! Mustafa Kemal ve TBMM ise özgürlükçü ve Tam bağımsızlıkçı! İki farklı niyet. Somut koşullar aynı ama seçenekler farklı. Doğru bağımsızlık, yanlış mandacılık!
Mandacı umudunu kaybetmiş, kaybettiği umuduyla bir ulusun da umudunu karartmaya ortam yaratıyor.
Tam bağımsızlıkçı ise umudu en kötü koşullarda direnerek çağdaş dünyaya taşımaya çabalıyor.
Ülke bugün tehlike altın da. Çepe, çevre emperyalist güçlerce sarılmış, tarikatlar başta olmak üzere işbirlikçi uzantılar; mandacı zihniyet için de umudu tüketiyorlar. Bu süreçte acı olanı, bağımsızlık türküsü kalelerin de çıkmaz sokağa dalış yapmalarıdır. Umut olarak çıkanlar, umudu tüketiyor. Cumhuriyetin felsefesin de tekke ve zaviye yoktur! Cumhuriyetin felsefesin de tarikat yoktur! Ama maalesef bugün, o bağımsızlık kalesin de, Tarikat! Rotaryan! Mason! liberalizm!...
Emek mahkum edilmiş çıkmaz sokağa, çağdaş hedefin vazgeçilmezi solcular ve sol değerleri ile yok.
Dün mandacı zihniyete direnenlerin örgütü önderdi, bu gün ise o önderlikte bağımsızlıkçı niyet kayboldu. Umudu top yekun tüketmeye, teslime zorluyorlar. Peki ne yapacağız? Bulunduğumuz mevzileri terk etmeyeceğiz. Teslim olmayacağız. Ölümüne mücadeleyi sürdüreceğiz ve bu ülkede kardeşliğin yarattığı Anadolu kültürünü hep beraber omuz, omuza daha da ileriye, özgürlüğe ve tam bağımsızlığa taşıyacağız. Korku imparatorluğu yaratanların, yarattığı korkuyu yenerek, korku yaratanların korkusu olacağız. Umut Tüketmeyeceğiz! UMUDU TÜKETENLERİN UMUDUNU TÜKETECEĞİZ! Sen de varsan bu direnişe; kıvırmadan, yan yollardan kaçmadan, gizlice ilişkilere girmeden, adam gibi yüreğini ortaya koy! VE Mustafa Kemal ol.
.................................................................................
Ne ırk efendisi, ne din şeyhi, ne insan rengi bizi ayrıştıramaz. Biz Yüreğir'liyiz ... Anka olarak Yüreğir'i yeniden yaratacağız. Bizi biz olmaktan çıkarmak isterler. Kimliğimizle, kişiliğimizle bu nedenle ilgililer.
Ama nedense bize yoksulluğumuz, işsizliğimiz ve açlığımız sorulmuyor.
Bize terk edilmiş bir kentin maceraları sorulmuyor.
Dünü unut diyorlar. Dün unutulur mu?
Geçmiş olmadan gelecek yaratılır mı? Unuttukları şey biz Yüreğir'liyiz..
Paktaş direnişlerimiz dillere destandır! Fabrika tıkırtılarımız, tan yankılarında ki türkülerimiz ne güzelde insanlaşmıştı.. Elimizden aldılar tümünü!
Almakla kalmadılar, bizi kandırdılar ve tam 27 yıl oyumuzu alarak dalga geçtiler. Artık dur denmeli! 27 yılın hesabı sandıkta sorulmalı! Ve yeniden Yüreğir halkının umudu bayrak yapılmalı.. Çıktığımız yol, bu yoldur... Bu yola omuz vermek, aldatılan ve yüz üstü bırakılan Yüreğir 'linin işidir.
Emeğin ve demokrasi mücadelesinin dinamizmini Adana da yaratan Yüreğir halkı bir kez daha kendi iktidarı adına bu yola sahip çıkacaktır..
Karar verdiğimizde işin aslı, içimizde kuşku vardı. Acaba diyorduk.
Sıkıntılarımız vardı.
Mecburen nokta ve özel çalışma gerekiyordu.
İyi 'ki de öyle olmuş.
Yüz yüze yaptığımız her ilişki bize yenisini getirdi. Kötü komşunun insanı mal sahibi yaptığı gibi, içinde bulunduğumuz şartlar bizi toplumla, toplumun dinamik unsurlarıyla, fiili temsilcileriyle zorunlu buluşturuyor.
Her şey Yüreğir için. Her şey ülkemizin geleceği için. Başka çaremiz yok.
Ya kazanacağız alacağız, ya alacağız kazanacağız!!!
Hoş geldiniz Yüreğir'e! Çünkü biz küçük Türkiye'yiz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mekin Şahin - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Lider Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Lider Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Lider Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Lider Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Adana Markaları

Lider Gazetesi, Adana ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (532) 328 12 89
Reklam bilgi